Salı, Mayıs 22, 2007

biz heybeli'dee...

bir hafta boyunca organize olmamız sonrasında, 20 mayıs pazar günü ada vapurundaki yerimizi almıştık.. (yazmayı mı unuttum nedir 5 kez silip yazdım cümleyi, hayırlısıyla konuşup bitircez inşallah)
her ne kadar şampiyon olduğumuz kesinleşse de, pek kıymetli bir maçı da devirmiştik önceki gün.. ama sonradan(gün boyunca gs-fb muhabbetinden başımın davul olduğu sıralarda) tekrar anlamıştım ki, yensek de,yenilsek de, şampiyon da olsak suçluyduk, sevinmek hakkımız olamazdı... ve nedense beşiktaş'a sataşan yoktu.. herşey fb-gs arasındaydı.. aman neyse yahu buralara nereden geldik...
vapurun tıklım tıklım ve bazısının ayakta kalmasının farkında bile olmayan bir arkadaş da sazını yol boyu tıngırdattı... be mübarek iyi, hoş da bi sor bakalım herkes dinlemek istiyor mu...neyse dedik geçtik... vapurumuz heybeliada'ya yanaştı ve biz indik... ev sahiplerimiz, can arkadaşımız emrah ve pek sevdiğimiz eşi müge bizi karşıladı.. çayımızı içtik.. günün planını yaptık... 14.00'te mangal yanacaktı ve yavaş yavaş akşamı edecektik... ancak kafedeki plan eve uymamıştı, mangal 12.00'de yandı ve biz 14.30 sıralarında çatlıyorum, şiştim nidalarıyla oturduğumuz yerde dönedursak da gün sonunda 5 kilo köfte, 7 kilo tavuk kanat afiyetle bitirilmiş oldu.. (akşam 19.00 sıralarında waffle ve kaşarlı tost yerken oha! şeklindeki tepkilere de maruz kaldık tabii... yani kaldım)

ada sakinliği pek hoşuma gitti, her ne kadar burada ne yapar insan diye sorsak da kendimize, sanki istanbul'da ne yapıyorsun gafil, her gün alemlere mi akıyorsun diye cevabı yapıştırdık... sanırım, içine kaynaşmasak da her zaman, etrafında bol insan ve hareketlilik olmasına alışmış kişiler olarak garipsiyorduk bu durumu.... olasılıklar azdı ya, belki de ondan...
ama orada da arkadaş çevren oluyordu, komşular, muhabbet, çevre, dinginlik... kardeşlik, barış...

5 yorum:

sevval dedi ki...

günün birinde adalar şayet hala suya gömülmemiş ise benm de oralarda bir evim olacak.. fena imrendim. hatta kıskandım..

phoenixia dedi ki...

ben de özendim çok.. istanbul'da kendimle kalmak, kafamı dinlemek istediğim zamanlar için keşfettiğim yerler vardı, zamanla "kaybettim".. şimdi diyorum ki; e ada var işte, adı da üstünde.. kaçıp gitmelik tam, şimdilik günübirlik de olsa...;)

Emrah Eyidoğan dedi ki...

şimdi sorunuz adada ne yapcaz? Sıralıyorum;
1) İstediğin zaman istediğin yerde içebilirsin
2) İstediğin zaman istediğin yerde bağırıp çağırabilirsin
3) Sabahtan akşama kadar okey, tavla vb. oynayabirlirsin
4) İstediğin zaman ormanın herhangi bir köşesinde sevişebilirsin
5) Oyunun kesilmeden sokakta top oynarsın
6) Mevsimine göre meyve yemek için bahçelere dalarsın
7) İstediğin zaman istediğin yerde spor yaparsın
8) Evlerin çoğu bahçelidir toprakla uğraşırsın
9) Lodos olur, vapur çalışmaz işe gidemezsin
10) Yazın istediğin yerden denize girersin
11) Balığa gidersin
12) İstediğin yerde istediğin zaman mangal yakarsın
13) Yazın sahilde sabahlarsın, karışanın olmaz
14) Evin varsa yılbaşında parti verirsin, evinde 17 kişiyi yatırırsın, bahçeden havai fişek atarsın
15) Evin varsa anahtarlarını arkadaşlarına verirsin, kız atarlar, erkek atarlar.

Daha sayayım mı??

MÜGE EYİDOĞAN dedi ki...

16. maddeyi de ben eklemiş olayım:HAYATININ AŞKINI BULUP EVLENİP ÇOOOK MUTLU OLURSUN...

phoenixia dedi ki...

allahım ya...:):)
"ne güzel arkadaşlarım var" diye sevindirik olup gülümsememe sebep oldunuz ya...:)