Pazartesi, Nisan 23, 2007

garson dediğin..

bütün gün yorulmuştuk, acıkmıştık, kanlar ne beynimizde, ne midemizdeydi, ne kanı ya, kanımız yoktu ki bile...üşüyorduk... uzaklarda ışığı yanan,bacası tüten bir yer görecektik nerdeyse, masal kahramanı olabilseydik... her yer nasıl da kalabalıktı, ama ama burada huzuru bulacak, sıcak birşeyler yiyecek ve sonsuza dek mutlu olacaktık,evet hissedebiliyorduk... işte boş bir masa bulmuştuk bile,hem sandalyeleri de vardı...

-bi menü alabilir miyiz..
-getiriyim...
---ne üşüdük ama, acıktık da, şudur budur..vıdı vıdı...
-(buyrun.. dedi galba ve menü geldi)..
---hmm neler varmış,bakalım, yemekler,içeceler hede hödö bıdı bıdı.. düşünmeler vs ve karar aşaması...
-sipariş verebilir miyiz..
-(tabii.. dedi galba)
-ben tavuk şinitzel ala..
-yalnız şunu söyliyim... size en hızlı çay ve tost getirebilirim, yemek olarak isteyeceğiniz diğer şeyler 45 dakkadan önce gelmez..ha içerde açık büfe var oradan daha rahat alabilirsiniz istediğinizi..

-? (içerde oturmak istiyo gibi mi duruyoruz)
--?!(bizi mi düşünüyo gerçekten, kendini mi)
---?!?(şaka mı bu)

-hmm hömm.. ben oturmadan önce şöle şöle bişi gördüm servis ediliyodu ama menüde nedir bulamadım onu..
-menüyü bilsem söyleyebilirdim..
-(hınkk?!! nası yani hebelep...basiret bağlanması..)hmm şöyle bişiydi gördüğüm aslında ama..
-ne gördüğünüzü de bilmediğim için bişi diyemiyorum...
-(oha demek istedim... yok yok boğazını sıkmak..kalkıp gidelim..hayıııır olmaz, onun istediği de bu olmalı) iyi biz bi şinitsel 5 çay,3 tost istiyoruz...

---ne bu yaaa
--bizi bezdirip kaçırmaya çalışıyo kesin..
---hödükcan mı ne bu,başından savmanın da bi adabı olsun ya...
-dimi dese ki,efendim kalabalık yüzünden yetişemiyoruz, memnuniyetsizlikler olabiliyor, içeride de şöle şöle bişiler var, dilerseniz falan...
--hayır fecahat bi kalabalık da yok ki...
----yüzsüz denemez,pişkin de olmaz,kösele desek...

yemek 45 dakkadan önce gelmedi cidden,hayır adama soramadık da baştan yapmıştı pazarlığı... 3 kez ekmek hatırlatması yaptık, yan masalardan yükselen çatalım yok,bardak eksik sesleri de harikaydı... kendi aramızda durum komedileri çevirdik..
tespitler yaptık, görünürdeki tüm garsonlar koşturuyor olsa da, organize olmayınca olmuyordu işte..
buraya 2.kez geleni tebrik etmek lazım diye konuştuğumuz esnada yanımızdan geçen garsonun lafa karışıp haklısınız,biz de destek eleman olarak alındık,asıl kadrodan değiliz gibi tuhaf cümlelerine ne diyeceğimizi bilemedik ilk anda... neymiş efendim burası bilmem kaçyıldızlı olsaymış.. bakın diye böldüm tabii, yüzlerce kafeye gittik yıldızları yoktu, daha da kalabalıklardı ama böyle bir hizmet de görmedik,buna hizmet bile denmez ya neyse...
biraz olsun rahatlamıştım ama gol atmamızı sağlayan pası kasiyer verdi...

-bilmemkaç lira..
-buyrun.. şikayet/öneri formu gibi birşeyiniz var mı acaba...
-ehe yok efendim..işletme müdürümüze iletebilirsiniz, ama o da burada değil..
-burada olmadığı belli zati...(doksana çakamamıştık belki ama goldü işte.. yihhuuuuydu ..)

2 yorum:

sevval dedi ki...

hastası oldum.. belediye tesislerinin hiçbirinde böyle bir şeyle karşılaşmadım ama ara sıra arıza çıkabiliyor işte... yine de matrak bir deneyim olmuş..

-bella

phoenixia dedi ki...

genelleştirmemek lazım tabii..
zati diğer taraftan, çevre düzenlemeleri, bakımı vs çok iyiydi..
çok güldük eğlendik cidden, sanırım böyle durumlar yaşanırken yanındaki insanların kim olduğu olayın şeklini oldukça etkiliyor..:)