Çarşamba, Ekim 28, 2009

perspektifle alakası yok..

abi kardeş tribi işte.. orta boydu sanırsam..
ben beğendim bu, tarçınlu,sütlü, zencefilli çayı.. kilimanjaro'nun havası karışmış içine falan...

Salı, Ekim 20, 2009

piştt..anlatacaklarım var...

epey bir süredir bu ne biçim hayat modunda, bıkkın dolanıyordum...
sonra ufak bir düşünce gücünün ne kadar değişik sonuçları olabileceğini gördüm...

hepsinin gelişim sürecini toparlayıp anlatabilceğimi sanmıyorum.. ama deneyeceğim...

olay 1... MJ'in ölümünden sonra facebook'ta bir arkadaşın profilinde yorumlaşmalar gerçekleşir.. haydi beat it yapalım istanbul'da diye.. benden daha "deli" bir arkadaşımız da sağolsun taşı atar... dalgalar boy boy yayılır.... bu deli arkadaşın adı seda'dır...

olay 2... bir pazar sabahı arkadaşlarla çengelköy'de kahvaltı yapılır... o arkadaşlardan birine 7.lale sözü verilmiştir vakti zamanında, ama ortada 6.lale bile yoktur daha.. bu kadim söz yad edilir... ve esnasında lale hediye edilmiş eski bir dost da hatırlanır...(bkz.olay3 kişisi ve o da seda)

olay 3..üsküdar'da eskiden sahaf olan şimdi ise market ve restorantların paylaştığı mekandan geçerken, üniversiteden bir arkadaşım aklıma gelir.. o sahafa girer boş boş dolanırdık.. şanssızlık bu ya, kopmuşuzdur... facebook'a ilk girdiğim zamanlar aratmış ama bulduramamışımdır... lale 1, sahaf 2.. beyin dalgalarım iyice titreşmektedir.. eve gider gitmez ortak arkadaş olma potansiyelindeki kişilerin listeleri taranır..ve bingo!! bulunur.. yazışılır.. araşılır.. buluşulur.. mutluluktan başlar tavanlara çarpar...(bu arada yazışmalarda "verdiğin lale duvarımda duruyor hala" der birden, nasıl bir beyinsel dalgalanmadır bu...)

olay4.. olay1 ile bağlantılı olarak beat it dansını 31. avrasya maratonu halk koşusu sırasında köprüde de yapmaya karar verilir...
.........

avrasya maratonu'nun bu kadar keyifli geçebileceğini tahmin etmiyordum.. bitirdiğimde ayaklarım zonkluyordu, bacak kaslarım patlamış gibiydi ama.. çok ama çok keyifliydi... mutluydum...



ve beat it dansını yaptık.. iyi ya da kötüydü... ama kesinlikle güzel olan birşey vardı ki, birbirini daha önce tanımayan türlü çeşit yaklaşık 200 kişi tek amaçla ve iyi niyetle bir araya geldi.. böyle bir duygu birlikteliğine bir daha şahit olabilir miyim bilmiyorum... abartmıyorum bak... ve bakmayı, duymayı becerebildiğinde insan, birşeyler de öğreniyor daima... mutluydum...


biri eski dost, diğeri yeni kazanç 2 seda oldu hayatımda... mutluyum...

ve son olarak, geçtiğimiz mayıs ayında oluşturulan ekiple, eylül ayına kadar yaptığımız kısa film çekme çalışmalarımız sonlandı.. hem de ödülle... film çekmek, ödül almak da güzel şeyler ama o yolu gerek stresle, gerek neşeyle yürümek de çok güzel... hele o yolu yürürken yanınızda sizi anlayan ve değerli insanlar varsa... mutluyum...


umarım artık hayat taşım tekrar yuvarlanmaya başlamıştır ve bir yerde duruverip kalmaz yine...
ve bir fizik kuralını unutmamak gerekir... iki eşyanın yer değiştirebilmesi için üçüncü bir boş alan gerekir...
yani, boşluklar oluşmadan yeniliklere yer açmak zordur...

Pazar, Ekim 04, 2009

silikon kalıp..

şu silikon kek kalıplarından ramazan'da mıydı neydi almıştım...

iki gündür de nedeni bilinmez-ama tahmin edilebilir- kek, pastacılık, çikolata yapımı olaylarına el mi atsam diye düşünürken, kek yaptım.. ooo aman allahım ne büyük olay değil tabii de,evde henüz biri bitmemişken yenisi yapılmış keklerimiz mevcut.. :))...

birisi kafadan uydurma her zamanki gibi, yani daha önceden bilindik bir tarifi eksiltip çoğaltarak yeni hale soktum... muffin kalıplarında pişirdim...

diğeri facebook'taki arkadaşımdan ilhamla havuçlu kek oldu..bunun da malzemeleriyle oynadım biraz gerçi... o da çiçek kalıpta pişti..

diyorum ki her haftasonu böyle ilham gelecekse ve ailecek tüketirsek yazık bize .. alayım kekimi, siz de kalkın gelin iki sohbet edelim... -ben bu kadar sıcak bi insan mıydım ya, kendimden şüphe ettim bi an- :D neyse bunu düşünelim yine..ehehe..

aman! kalıptaki sıcaktır..yanmayın..:P

Pazartesi, Eylül 28, 2009

tren kalkıyor..

yanlış zamanın yanlış yolcularına son çağrı...
doğru zamana kalkacak olan trenimiz perondan ayrılmak üzeredir...
doğru yaşam için son şansınızı kaçırmamanız rica olunur..
iyi yolculuklar dileriz...

Cumartesi, Temmuz 18, 2009

olasılıklılık..

ihtimal yaratmaya çalışmaktan..
ihtimalleri planlamaktan..
sıkıldım, yoruldum.. bırakıyorum...

olasıysa kendi olsun...

Salı, Haziran 30, 2009

eci eci vokki..

şaşırdım.. maykıl hasta haberlerini duymamıza rağmen.. o(nlar) ölümsüz müydü ki...

daha önce nefesimi kesen durumlarda söylediğime benzer şekilde nefesim kesilmedi, donakalmadım da... ama benim de bir parçam eksildi sanki.. bu eksilme yanlış anlaşılmasın ha.. -allah gecinden versin- çok sevdiğim, cancağzım birini kaybetmenin verdiği üzüntüyle hissettiğim eksiklik duygusundan farklı...

bir dönemim mi gitti.. yaşlanıyorum lan ben mi oldum...

en yanlış anlaşılan şarkı sözleri onundu çocukluğumdaki...
belki kendisi de anlaşılmadı pek, sonra...
az düşmedik yere 45 derece eğimle durma çabalarımızda..
ay yürüyüşünü yapabilen arkadaşlarımızı kıskançlıkla beraber takdir ettik çocukça...
boyun kıvırmalar, sert, yumuşak bilek hareketleri... kısa paça pantalonlar...
ilk, beşiktaş vapur iskelesi'nde beklerken izlemiştim thriller klibini... 23 nisan şenliğine mi gidiyorduk neydi...

"şanı şöhreti olduğu halde neden böyle şeyler yapıyor bu insanlar" sözünün en çok muhatabı olanlardandı.. yanlış bir cümle halbuki.. şandı, şöhretti çoğu zaman böyle şeyler yapmalarına sebep belki..

karakteri nasıldı, bilmem.. tümüyle örnek insan mıydı, sanmam.. ama efsane mi oldu, evet...
tarzı vardı...orijinaldi, taklidi çoktu...
bir de güzel gülümsüyordu...

gençliğimden, çocukluğumdan böyle parçalar eksiliyordu ya, ben de eskiyordum ya.. geçmiş zaman kullanmak bile rahatsız ediyordu ya, sanırım işte öyle birşeydi...


kanallar michael jackson anısına kliplerinden derlemeler yapıyorlar şu sıra... izlesem izlesem sıkılmam gibi geliyor...

ölmeden cehennemi tadanlardandı belki, belki kendi cehennemini kendi yaktı... umarım birgün huzur bulur...

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

yay hareketi nedir...

Link: SansüreSansür 01

Link: SansüreSansür 02

Link: SansüreSansür 03

Link: SansüreSansür 05

sansüresansür hareketini destek için çekilmiş filmler...

benzer şekilde virütik olmak isteyenler için görseller de şöyle..


detaylar için sansuresansur 'e tıktık...

planlanmış hizmet dışı kalma saati..

blogger sağolsun arada bir böyle uyarı veriyor, yarın için yine vermiş... bakım onarım çalışmaları için olsa gerek...
planlanmış hizmet dışı kalma saati şudur budur şu tarihtir diyor.. detayları tıklıyorsun, bir 10 dakikanızı alacağız, ulaşılamayacağız diyorlar.. eyvallah..

keşke hizmet dışı kalma durumları hep böyle yıkama yağlama durumları için olsa da, erişime sonsuza kadar engelli şeklinde olmasa...

youtube 1 senedir kapalı, şimdi dailymotion da kapalı.. sonu nereye gidiyor bu durumun..

.ıçımızı yayarak değil, yayılarak birşeyler yapmak lazım...

11 mayıs yeni başlangıç..

Pazartesi, Mart 30, 2009

seçimler...

seçmek ve vazgeçmek işte bütün mesele bu..
yok mesele o değil..

oy kullandığımız yer bu sene değişti.. ben ve ailem, benim ilkokulumda oy kullandık...

ve farkettim ki, okulun o geniiiiş bahçesini daraltmışlar... girişteki merdivenlerin mermer trabzanları kısalmış, basamak araları küçülmüş.. okulun o devasa kapıları, duvarları neredeyse alçalmış..
hiç de duymamıştım öyle bir yeniden yapılandırma olduğunu falan...

yeğenlerimin okuluna gittiğimde gördüğüm ufak tuvaletler, lavabolar, merdivenler, sıralar çok normaldi halbuki...
ya benim ilkokulum, kocaman değil miydi... kocamanlığı benim gözümde miydi..

özel not.. bir de ben ilkokulda yaşıtlarıma göre miniktim.. kimse ilkokula gittiğime inanmıyordu.. ehe

Pazar, Mart 22, 2009

Cumartesi, Mart 07, 2009

anlamsız..

insanlar;
anlarlar ama anlamazlıktan gelirler...
anlamazlar ama anlamış gibi yaparlar..

Cuma, Şubat 20, 2009

başın göğe mi erdi..

ağlarcasına haykırıp, neden, ama niye, niçin diye sormak istemek, ama bunları sormanın anlamsızlığını hatırlayıp sormaktan vazgeçmek, büyüdüğünü anlamak, ama anlamak istememek... hep sormak istemek.. çünkü cevap beklemek... çünkü ümit etmek...

ümidin...

neyse...

Çarşamba, Şubat 18, 2009

böyledir..

bazı insanlara baktığınızda kendinizi mutlu hisseder ve sahip olduğunuz-şeyler- için şükredersiniz...

bazı insanları gördüğünüzde kendinizi mutlu hisseder ve fakat hiçbir zaman sahip olamayacağınızı- şeyleri- hatırlayıp, burulursunuz..

bazı insanlara baktığınızda ise kendinizi şanslı hissetmenin acısını yaşarsınız...

Pazartesi, Şubat 02, 2009

sevgi..şans..

ismimin bu kadar çok olduğunun farkında değildim, çünkü farkettirmemişti insanlar..
ama geçen cuma taxim'de nereye girdiysem, nerede dolaştıysam, bulunduğum her mekanda, istisnasız, ismimi duydum.. kendimi farkettim..

evet insanlar çılgın gibi ismimi sayıklıyorlardı.. bazıları paçama yapışıyor, bırakmak istemiyor, yerlerde sürünüyordu... ben ne yapacağımı bilemez haldeyken......

* . * . * . * . * .* . * . * . * . * .* . * . * . * . * .* . * . * . * . * .* . * . * . * . * .
şans eğer matematiksel birşeyse herkesinki eşit olmalı.. şanslı nasıl olunuyor o halde.. bir torbadan çekilen topun kırmızı çıkma şansı mıdır, topu kırmızı çekme şansı mıdır...
neyse işte...

kabak çiçeği gibin açmak..



taxim-2009-ocak

Çarşamba, Ocak 14, 2009

Pazartesi, Ocak 05, 2009

iç yangısı..

bir yerlerde, birileri gülmeye hasretken, ağlamak için sebep arıyorsak...



free zone

şarkı: Chad Gadya - Chava Alberstein

Cumartesi, Aralık 27, 2008

niptuck..

yaptırırsam, ki çok düşük bir ihtimal, böyle birşey olacak..


dergi kapağında gördüğüm ve asıl aradığım görsel bunlar değildi ama idare edeceğiz artık..


ve alırsam,ki yakın zamanda pek olamayacak ama, şunlar gibi birşey olacak..

Pazar, Aralık 21, 2008

avuç içi kadar..

aklıma takıldı..

farklı parfümler sürünmüş onca kişiye sarılıp, sigara dumanı kokan mekanlara girip çıkmama rağmen.. burnumda neden bir koku sabitlendi... neden o koku..püff..

koku demişken, burunları hassas hayvanlar kediler; çöplerin içine gömülüp yemek ararken pis çöp kokularını nasıl burunardı edebiliyorlar.. mideleri bulanmıyor mu.. algı seçiciliğiyle beraber tıkacılığı da yapabiliyorlar mı..

seversen sevilirsin, sev ki sevilesin gibi şeyler falan filan derler ya.. öyle olmaz ama hani ya da yorum farkıdır.. neyse,benim en sadık sevgililerim sayılar.. ben onları çok sevdiğimden onlar da bana oyunlar oynayıp sevindiriyor.. yoksa saate 17, 27, 37 ve 47 geçe bakmış olmamın başka bir açıklaması olabilir mi.. takıntı mı?? tesadüf mü??.. yok canım, ben sevgiden diyorum... yorum farkı diyelim buna da o halde..

avuç içi kadar mutluluk yeter diyor ya şarkıda.. avuç içi kadar mutluluk az mı.. sevdiğiniz birinin yüzünü avcunuzla iki yandan sarsanız, duyacağı ve duyacağınız mutluluk mesela.. dimi.. değil..

hmm.. ben mağazada falan birşey gördüğümde, aklıma biri(ler)ini getiriyorsa onu almayı ve hediye etmeyi seviyorum.. hatta kendime engel olamıyorum, o derece ki, samimi olduğum kişiler hadi neyse de, bazen çok yakın olmadıklarıma da yapıyorum... bu beni tuhaf gösteriyor olabilir mi ki...

sesim kısıldı.. iş çıkışı normalken sabah kalktığımda boğumlanmıştı.. gerçi karizmatik de denebilirdi ama teşbihte hata olmasın daha çok travesti gibiydi.. buna rağmen yılmadım ve toplum içine karıştım.. kağıt ve kalem almayı da ihmal etmedim.. konuşabilmenin değerini anladım.. konuşmayabilmenin rahatlığını yaşadım... susmanın zorluğunu kavradım... sanırım..

ve benim bir ağacım var artık.. çok şirin.. onu sevgiyle beslesem büyür mü.. hihi...

Cumartesi, Aralık 06, 2008

servise koşarken..

sabah servise giderken genellikle yeter vaktim olsa da, yetişemeyecekmiş endişesiyle yürürkoşarım.. o sabah(0412) gerçekten geç kalmış ve koşturarak gidiyordum ki, gökyüzü ve caminin ışıkları aklımı çeldi.. saniyeler içindeki, çekerim çekemem.. çekmeye kalkışırsam servise geç kalırım düşünceleri arasında cep telimi çıkardım ve yavaş koşuyla çekmeye çalıştım.. zati çok başarılı fotoğraflar çekemeyen makinem yağlı boya tablo çıkardı...
bu fotoğrafı renk severlere armağan ediyorum.. (ne demek niye,alla allaaa içimden geldi sana ne..) ehe..